
İstikamet İstanbul dedik ve neredeyse 1 hafta geçti aradan. Geçen haftayla kıyaslanmayacak bir şekilde şu an kendi evimden,kendi yatağımdan,kendi laptopumla yazıyorum. Yataktan yazıyorum çünkü yorgan döşek bir şekilde hastayım. Bizim oraların havasına hiç benzemiyor tabi İstanbul. 165 gün boyunca hasta olmayıp kendi evimde annemin yanında grip olmamda oldukça ironik bence.

Sivil hayata alışmak tahmin ettiğimden kolay oldu diyebilirim. Sanki hiç askere gitmedim. 165 gün değil de sanki 1 hafta askerlik yapmış gibiyim. Ne kadar kayıp günler yaşadığımızı burdan bile anlayabiliyorum.Askerlik psikolojisinden üzerimde zerre kalmadı. Bugün kardeşimi "Koğuş Kalk !" diye uyandırmış olabilirim ama o kadar da olacak herhalde :)
2010 oldukça hareketli başladı benim için 2009 un sonlarında son kuzenim Tuna dünyaya geldi. Onu henüz göremedim ama en kısa sürede bunu gerçekleştireceğim. 2010 ilk günlerinde de manevi ablamın bebişi aramıza katıldı. Okay Ozan'ın gelişini terhis günüm olan 24 Ocak olarak tahmin ediyorduk ama biraz erkenci çıktı kerata.

Bu arada pazartesi çalışmaya başlıyorum. Türk Ernst&Young'ın ilk adımları atıldı.Alıştığım tarzdan farklı olarak freelance olarak çalışacağım. Askerlik sonrası bu tip bir çalışma düzeni için belkide en uygun zamandı ve bu fırsatı değerlendirmiş oldum. Umarım güzel günler bizi bekliyor. (Burdan patronuma da selam ederim ;) )